HER ŞEY İÇİN 7 YÖNTEM MAKALELERİ

YARATICILIK VE YENİLİKÇİLİK MAKALELERİ

YÖNETİM BECERİLERİ MAKALELERİ

DİĞER MAKALELER

ROI MAKALELERİ

TURKISHTIME DERGİSİ MAKALELERİ

Duygusal Zekâ (EQ)’yı Geliştirmek için 7 Temel Yöntem / Arif Gökhan RAKICI

Yapılan bilimsel araştırmalara göre Analitik Zekâ (IQ)’yı geliştirmek çok zor ve sınırlı iken Duygusal Zekâ (EQ)’ yı doğduğumuz andan itibaren geliştirmek mümkün ve elimizde. Gerek iş, gerek eğitim, gerekse de sosyal hayatta uzun yıllar boyunca dikkat edilen, ölçümlenen hatta kişi hakkında alınan kararları bile etkileyen IQ seviyesi artık eskisi kadar ilgi çekmiyor. Son yıllarda yapılan birçok araştırmaya göre EQ seviyesi yüksek olanlar işte ve iş dışında daha başarılı, sosyal hayatta da daha çok değer verilen, sevilen ve belki de en önemlisi kendi hayatlarından çok daha memnun ve mutlular. IQ seviyesi arttıkça EQ seviyesinin düşebildiğini ve düşük EQ’nun da yüksek IQ’lu kişilere aptalca şeyler yaptırabildiğini belirtmek gerekir. Derlediğimiz bu yedi yöntemin sizlere fayda sağlaması dileğiyle…

1) Karşınızdakinin sadece söylediklerine değil duygularına da dikkat edin (Reinforce what others feel, not just what they say): Etkin dinleme olarak da adlandırılan bu yöntemde ara ara pekiştirici, destekleyici cümleler kurarak ya da sorular sorarak karşımızda konuşan kişiye onu gerçekten dinlediğimizi, duygularını anladığımızı ve ona değer verdiğimizi ifade etmek temel amaçtır. Uygulama açısından: Göz temasını kaybetmemek, jest ve mimiklerle onaylamak, dinlerken; “Senin için çok zor bir karar olmalı”, “Nasıl hissettiğini anlıyorum”, “Gerçekten üzücü/sevindirici/şaşırtıcı bir durum” gibi duygu-durum ifadeleri kullanmak karşınızdakinin gerçekten anlaşıldığını hissetmesi açısından faydalı olabilir.

İnsanlar tüm duygu ve düşüncelerini tam olarak dile getiremeyebilirler. Sizin buradaki farkındalığınız çok önemlidir. Karşınızdaki kişinin hal ve hareketlerinden (beden dili) hatta ses tonundan bile bir şeylerin ters gittiğini, kendi konunuzu (iş/iş dışı) konuşmak/ilgilenmek için uygun bir zaman olmadığını anlayabilirseniz bu yöntemi hayata geçirmişsiniz demektir. Uygulama açısından: Bir problem tespit ettiğinizde bunu karşı tarafa açıkça sormaktan çekinmeyin. “İstersen daha sonra geleyim/konuşalım/devam edelim?”, “Ara vermek ister misin?” gibi ifadeleri kullanmak yardımcı olabilir.

3) Karşınızdakini kendini açması için teşvik edin, açık uçlu sorular sorun (Probe for more details, ask open ended questions): İnsanlar aynı kelimelere farklı anlamlar yükleyebildiği gibi bazı genel ifadeler de yanlış ya da eksik anlaşılmaya sebep olabilir. Bunu engellemenin en iyi yolu da cevabı evet/hayır olan kapalı uçlu sorular yerine açık uçlu (5N1K) sorular sormaktır. Siz de muğlak bir durumla karşılaştığınızda detaylı bilgi alma konusunda girişken olun. Uygulama açısından: “Bana daha açık konuşur musun?”, “…diyorsun, doğru mu anladım?”, “Bu senin için de uygun mu?”, “Fark etmediğim bir şey var mı?”, “Bu durum/olay hakkında nasıl hissediyorsun?”, “Seni rahatsız eden, içine sinmeyen bir şey var mı?” gibi sorular sormak karşı tarafa duygu ve düşüncelerini tam ifade etmesi konusunda yardımcı olabilir.

4) Konulara/Olaylara farklı açılardan bakmaya çalışın (Solicit and consider multiple perspectives): Ne kadar haklı olduğunuzu düşünürseniz düşünün, olaylara/konulara sadece kendi duygu ve düşünceleriniz açısından bakmayın. Yanlış/Eksik algıladığınızı/düşündüğünüzü fark ettiğinizde bundan rahatsız olmayın. Cevaplarla değil, sorularla yola çıkın. Tek bir doğrunun olmayabileceğini de her zaman aklınızda tutun. Perspektifinizi geniş tutup alternatif fikir, bakış açısı veya çözümler geliştirmeye çalışın. Düşüncenizi/Yaklaşımınızı değiştirmekten çekinmeyin ve korkmayın. Hz. Mevlana’nın tabiriyle, “Dün akıllıydım dünyayı değiştiriyordum, bugün bilgeyim kendimi değiştiriyorum.”

5) Empati kurmak için çaba sarf edin (be quick to show empathy): Yapılan araştırmalara göre empati kurmaya çalışmak bile duygusal zekayı geliştirmektedir. Kendinizi karşı tarafın yerine koymaya çalışıp duygu ve düşüncelerini algılamak için uğraşmaya başladığınızda duygusal beyniniz aktive olur ve bir süre sonra karşınızdakinin duygu ve düşüncelerini kendinizinmiş gibi hissetmeye başlarsınız. Ayna nöronların keşfiyle birlikte oldukça gelişen bu yaklaşımda uygulama açısından; karşınızdakinin yüz şeklini kendi yüzünüzde taklit ettiğinizde, oturuşunu ya da duruşunu aynen yaptığınızda, kullandığı sözcükleri tekrar ettiğinizde ve hatta nefes alışına bile uyum sağladığınızda düşünce (bilişsel empati) ve duygularıyla (duygusal empati) empati kuracağınız bilimsel olarak ispatlanmıştır. Yapmanız gereken g